Geçtiğimiz yaz, Muğla’nın kalbinde, Ekincik’in o sakin koyunda kurduğumuz çadırımızla yeni bir maceraya yelken açtık. Ekincik Kamping, denizle ormanın iç içe geçtiği, rüzgarın fısıltılarını taşıyan bir sığınaktı bizim için. Günlerimizi Akdeniz'in berrak sularında yüzerek, akşamları yıldızların altında kamp ateşinin etrafında toplanarak geçirdik.
Fakat bu kez, doğanın sunduğu dinginliğin ötesinde, geçmişin derinliklerine uzanan bir yolculuk planımız vardı. Gözümüzü, Ekincik’e oldukça yakın mesafedeki, Kaunos antik kentinin kayalıklarına oyulmuş ihtişamlı Dalyan kral mezarları hedefine dikmiştik. Hem kamp ateşi başında dinlenmek hem de tarihin tozlu sayfalarında gezintiye çıkmak istiyorduk.
Ekincik'ten Tarihin Kucağına Yolculuk
Ekincik’ten Dalyan’a ulaşım, başlı başına bir serüven. Sabahın erken saatlerinde, koyun dingin sularında bekleyen küçük tekne motorunun sesiyle uyandık. Yerel bir balıkçı dostumuz, güler yüzüyle bizi sazlıkların arasından geçerek Dalyan Nehri’ne ulaştıracaktı. Bu yolculuk, suyun sakin ak

